estambul tours ve allah bilgileri99

estambul tours ve allah bilgileri99

 sizlere herzaman oldugu gibi estambul tours dediki Cevap: Bu hususa birkaç yönden cevap verilir: Birincisi; Sülty,^ (aleyhisselâm) muhatabının dediğini duymadı. Başka bir şeylei olması sözünü işitmesine mani oldu. Süleyman (aleyhtsselâm)\n: Ey Rabhim, beni bağışla. Bana öyle bir mülk ver ki, bendeij^j ra hiç kimsede olma.sın” (586), diye söylemesi dünyaya olan hırvji^j ve rağbetinden dolayı değildir, fakat bununla maksadı —müfessiriç, zikrettiklerine ve bu hususu söyleyenlere göre— kendisinin imlihanoltj musibete uğradığı müddet içinde, şeytanın mülkü ve saltanatınabbj, lat olduğu gibi başka birine musahhar olmaması içindi.

Bazıları, Süleyman (aleyhisselâm) Allah’ın peygamberlerindalj dişinden başkasında bulunan kendilerine has üstünlüğün kendini 5 bulunmasını murad etmiştir derler. Süleyman (aleyhisselâmfa^ mülkünü istemesi, kendi peygamberliğine delil olması için isttdı|ıd:-vayet edilir. Tıpkı, demirin yumuşatılması, babası Davud (a/glıo lâm)ın, ölünün diriltilmesi İsa (aleyhisselâm)ın, şefaatin kendisinenalj olması da Peygamberimiz Muhammed (aleyhisselâm)m nübünetinet olduğu gibi.
Nuh (aleyhisselâm)ın kıssasına gelince: Onun özrü açıktır. Bul* da ifade edilen, Nuh (aleyhisselâm)\n muahaze edilmesinin sebebi,ıç tığı tevildir. Allahü Teâlâ’nın:
“Nihayet helak etme emrimiz geldiği ve su taşıp fışkırdığı(jahıiş minin kazanı kaynadığı) vakit Nuh'a şöyle dedik: FaydalanılııİF
vaniann her cinsinden erkek ve dişi olmak üzere ikişer tantçifiı üzerlerine boğulma emri takdir edilenler müstesna, aile halkmiıbiri iman edenleri gemiye yükle” (S87).
Âyet-i celiledeki aile halkının umumî mânâsına bakarak, bulifai tizasınca Allah’tan istekte bulundu ve bu hususta kendisine gizlihi bilmek istedi. Nuh (aleyhisselâm) Allah’ın ona ailesi halkınınkuıtula hususundaki va’dine şüphe etmedi. Allah, Nuh (aleyhisselâmfil^ lan oğlunun) kurtulmalarını va’d ettiği ailesi halkından olmadıjuud ladı. Çünkü O, küfretmişti, salih olmayan amelde bulunmuştu.Aît Teâlâ Nuh (aleyhisselâm)di, zulmedenleri garkcdeceğini bildirdi.Bat hakkında kendisinden istekte bulunmasını Allah yasakladı. Işie''-(aleyhisselâm) bu tevilinden dolayı sitem gördü. Nuh (aleyhiss(li'^^
kendisine izin verilmeyen hususu Rabbine sormaya cüret ettiğinden korktu.
Nakkas’in rivayet ettiğine göre Nuh (ateyhisselâm) oğlunun kâfir olduğunu bilmiyordu. Âyetin tevilinde bu görümlerden başka görüş ve teviller de vardır. Bunların hepsi, Nuh faieyhisselâtn)\n kendisine sormak için izin verilmediği ve yasak kılınmadıgı şeyi sormak ve zikrettiğimiz tevilden başka büyük bir günahla işlediğine hükmcdilmcsini iktiz.a etmez.
Buharı, Müslim ve Ebu Davud'm tahriç ettikleri sahih hadîste şöyle rivayet edilir:
—Bir karınca, bir peygamberi ısırmış. Peygamber de kalkmış karıncanın yuvasını yakmış. Bunun üzerine Allab, O peygambere şöyle vah-yeder: "—Bir kanncanın seni ısırmasiyle, teşbih eden ümmetlerden bir ümmeti yaktın." (588).
Bu hadîs-i şerifte, peygamberin günah işlediğine delâlet eden bir şey yoktur. Bilâkis bu peygamber, kendi cinsine eziyet eden, Allah’ın öldürülmesini mubah kıldığı, eziyet veren bu mahlûku öldürmekle en doğru ve yararlı bir iş yapmıştır. Çünkü karıncanın yuvasını yakan bu peygamber, bir ağacın altında konaklamıştı. Karınca kendisini ısırdığı zaman, tekrar eziyet vermemesi için yükü ile ağacın altından kalkıp başka tarafa yerleşti. Allahü Teâlâ’nın, o peygambere vahy ettiği hususta günahı icap ettirecek bir şey yoktur. Bil’âkis, Allah O peygamberi, sabretmeye ve intikam almayı terketmeye çağırdı. Nitekim Allahü Teâlâ buyuruyor ki;
“(Ey mü’minler! Düşmandan intikam almak için) eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak .size yapılan azap ve cezanın misli ile yapın (daha fazla ileri gitmeyin). Sabrederseniz, and olsun ki, bu tahammül edenler için daha hayırlıdır" (589).
Zira zahiren peygamberin yaptığı iş, karıncanın kendisine eza ettiği için vahyolmuştur. Bu ise kendisine aittir, öyle ise peygamber bu işi, kendisi için intikamı almak ve orada bulunan diğer karıncalardan gelmesi muhtemel zararı gidermek için yapmıştır. Bu işlerin hiçbirinde kendisine yasaklanan bir iş yoktur ki, yaptığı işle isyan etmiş olsun. Allahü Teâlâ’nın kendisine vahy etliği hususta buna işaret edilmiştir. Tevbe ve istiğfara işaret eden bir âyet de yoktur.
Peygamber faleyhisselârnjm şu lıadîs-i şeririnin mânâsı nedir?
litt) İmam Buharl. Sahih. 56. KilabU'l-Cihad. 153 Dabu Haddesana Yahya’da İmam Mılslım, Sahih. 39, KilabU's-Srlâm: 39 BabU'n-Nehyi am'l-Kalli’dc U8.12241) No. ile Ehıı Hurtyrt (c.a.) ön İmam Ebu Davud, SUnen. Kilabu’l-Edcb 164. Babda. İmam Ibn Mâcf, Sünen. 28. kilabu's-
ŞİFA I ŞERİF TERCÜMESİ „
—Zckcriyya (aleyhissetânı)\n oğlu Yahya (aleyhisselâm) hariç hiçiy kimse yoktur ki, }>ünah işlemesin yahut günah İşlemeye yaklaşmasın(550j
Cevap: Bu sorunun cevabı, peygamberlerden kasıdsız ve sehvfj vaki olan günahlara geçen bölümde verdiğimiz cevab gibi cevap vcrjiı,
Soru: Ehl-i tahkikin tevilleri ve müfcssirlcrin ihtilâf ettikleri hususla rı zikrederek peygamberlerden, büyük ve küçük günahların sadır olmj. yacağını zikrediyorsun. Öyle ise Allahü Teâlâ’nın;
Âdem Rabbine âsî oldu da şaşırdı” (591); âyet-i kerimenin mânâsı ve peygamberlerin, günahlarını itiraf etmeleri, tevbe etmeleri, geçmiş günahlarına ağlamaları, akıbetlerinden korkmj. lan hakkında varid olan sahih hadîslere ve bu hususta Kur’ân-ı Kerim, de tekrar tekrar zikredilen âyetlerin mânâları nedir? Hiçbir şey olmadn korkulur mu? Tevbe edilir rni?
Cevap: Bil ki, peygamberlerin rütbelerindeki yük.seklikle, Allah'ı,Af lah’ın saltanatının büyüklüğünü, O’nun kulları hakkında cari olanâde tini, (günahkârları) azabı ile yakalamasındaki kuvvet ve kudretim bilmeleri, onları Allah’tan korkmaya ve başkalarının muahazceditat. yecekleri şeylerden muahaze olmaktan çekinmeye sevkeder.
Peygamberler, yapılması kendilerine emredilmeyen ve yasaklanım-yan hususlardaki tasarruflarından sonra, o tasarruflarından dolayınm-ahaze ediliyorlar veya o tasarrufları sitem görmelerine sebeb oluyordu Veyahut o işlerden muahaze olunmaktan sakınıyorlardı, veyahut da,mu bah olan dünya işlerinden daha fazlasınt yapmalarından korkuyoriaı-dı. Bunlar peygamberlerin yüce makamlarına nisbetle günah okı şeylerdir. Peygamberlerin, taatlarmın kemâline nisbetle de masiyctıiı S'oksa onlar peygamberlerden başkalarının işledikleri günahlar gibi do ğildir. Çünkü günah, (Arapça’da) alçak anlamına gelen köktenalmmıştr Bu sözden alınarak, her şeyin sonuna (onun) günahı denmiştir. İmar lardan karaktersiz ve asılsız olan kimselere, insanların günahkarlan do nir.
Bunlar peygamberlerin en adî işleri, cereyan eden hallerinden en tüsü idi. Çünkü onlar pâk ve temizdirler. Günah işlemekten beridirkr Peygamberlerin zahir ve batınları amel-i salih, (tehlil, teşbih, tekbir,a-kir, dua ve istiğfar gibi) güzel kelimelerle, açık ve gizli zikirle, Allah'
lan korkmak vc onu gizli vc aşikâr olarak btiyuklcmcklc memurdur. Peygamberlerden başkası, küçük vc büyük günahlarla pislenirler. Peygamberlerden sadır olan bu hatâlar, onlardan başkalarına nisbetle basene gibidir. Nitekim;
“(Mü’minlerden) iyilerin hasenesi, (peygamberlerden) estambul tours mukarrebin’in scyiatlcri gibidir."
Yani; O basene peygamberlerin ahvaline nisbetle seyyiat gibi sanılır. İsyanın mânâsı terk ve muhalefetten ibarettir. Lâfzın iktiza ettiği mânâ verilir. Sehiv olsun, tc’vil olsun, nasıl olursa olsun o muhalefet ve terktir.
Allahü Teâlâ’nın, "Gavva” sözünün mânâsı şöyledir; O ağacın yasaklanmış olan ağaç olduğunu bilmedi. Bazıları da, cennette ebedî kalma isteğinde hatâ etti; çünkü o ağaçtan yedi vc istediğinden mahrum oldu diyorlar. Yusuf (aleyhisselâm) zindan arkadaşlarından birine, beni efendinin yanında an (zulme uğradığımı vc masum olduğumu ona söyle) dedi de şeytan bunu efendisine anmayı delikanlıya unutturdu, bundan dolayı Yusuf (aleyhisselâm) birçok sene (yedi veya oniki yıl) zindanda kaldı. Bir kısım bilginler, Yusuf (aleyhısselânı)a Allah'ı zikretmek unutturuldu diyorlar. Bazı bilginler ise, Yusuf (aleyhtsselöm)\n hapishane arkadaşının efendisi olan krala Yusuf (aleylussclâm)\n durumunu söylemesi kendisine unutturuldu diyorlar. Peygamber (sallallahtı aleyhi vesçilem) buyuruyor ki;
—Eğer Yusur'ıın bu sözü olmamış olsaydı, zindanda kaldığı kadar kalmazdı (S92).
İbn Dinar diyor ki: Yusuf (aleyhisselâm) bu sözü hapishanede arkadaşına söylediği vakit (Allah tarafından) kendisine şöyle denildi:
“Sen benden başkasına mı ümit bağladın? Senin zindanda kalmanı elbette uzatırım. (O zaman benim kaza ve kaderime teslim olursun)’’ (59t).
Bunun üzerine Yusuf (aleyhisselâm), ey Allahım! Belâların çokluğu bana inşallah demeyi unutturdu, der. Bazı bilginler de diyorlar ki: Peygamberlerin Allah katındaki derecelerinden dolayı zerre kadar olan hatâlarından dolayı mualiaze olunurlar. Peygamberlerin dışındaki insanlardan ise, derece sahibi olmadıkları için onların işledikleri, peygamberlerin edebe muhalif olarak işlediklerinin kat kat fazlası olsa bile, Allah onları muahaze etmez.
(592)İbn Ceriri’ı- Tahert, TabcrAni'ııin Ihn Abbax (r a ) ıl.ın riv.i)cl Olıklcri mdındr tbn Mrr de\ryh'ın Ebu Hlirryre (t.a.) dan rivaycıı lalıriv cllijii indinde Imaın Ebu'f-Şryh'm İmam Hasrn ^cltrıme'nin mUrtelIcrındı-n olarak la)ınv dllklcrinı lııium SM>ıi/ı'(r h.) Menatııl. 79'da kaydeı-mııiit.
(591) /bn Ebi ffaıeın'in nıcvsul ve mevkur olarak trıer'den hadÎM lahriç eOıgini İmam Sıiyüli ('S ) Menatıil, 79’da kaydeııniylir.
estambul tours yazdı ve sundu..